Latest on twitter:

*2

Apple iPad çıktı! eee sonra ?

Apple, yıllardır tüm dünyanın heyecanla beklediği “Tablet” bilgisayarını, nihayet açıkladı. Ancak ne yazık ki beklentileri karşıladığı söylenemez :( Zira iPhone devriminin ardından yeni bir devrim oluşturmak yerine iPhone’un sağladığı gücü kullanıp hazıra konmayı tercih etmişler belli ki. Bahane ise hazır; “75 milyon insan iPad’i nasıl kullanacağını şimdiden biliyor.”

İste iPad almak ya da almamak için geçerli 13 sebep.

1 - Daha kocaman bir iPhone :(

iPad ilk bakışta kocaman bir iPhone görünümü veriyor, öyleki “Home” butonu bile ayni boyutta. Haliyle ne altın oran kalmış, ne tasarım dengesi. Bana göre kocaman bir tasarım hatası gibi. Bu arada ne gariptir, lansman öncesindeki mock-up tahminleri %100 doğru çıktı.

2 - İşletim sistemi iPhone OS 4.0 :(

Açıkçası iPhone OS yerine Mac OSX’i bu cihaz üzerinde görmek daha mutluluk verici olabilirdi. iPhone OS’u kötülüyor değilim ama bu ölçekte bir cihazla daha fazla şey yapılabilmeli diye düşünüyorum. Özellikle HDD üzerinden dosyalarımı kullanabilip onları dizüstü bilgisayarımla v.b. eşleyebiliyor olmak iyi olabilirdi. Ama ne yazık ki yok, iPhone bazen ne kadar yetersiz kaliyorsa, iPad’de aynısı olacak :(

3 - Safari güzel ama Flash hala yok :(

iPad size el üstündeki en iyi web deneyimi vaad ediyor. 1024 x 768 ekran çözünürlüğü ve Safari her ne kadar bunu mümkün kılabilecekmiş gibi gözükse de, Flash desteğinin olmaması yine bütün şimşekleri üstüne çekiyor. Apple’ın bu inadına bakınca, “sanki ‘Silverlight’ benzeri bir Flash rakibi üretmek istiyor” diyorum. Düşününce Quicktime’ı geliştirerek bunu yapması epey mümkün. (#Bu da benim paranoyam olsun :))

4 - Multi Tasking yok. :(

iPhone’da olduğu gibi iPad’de aynı anda birden fazla program çalıştırmak istemiyor. Üstelik 1GHz Apple işlemcisine rağmen.

5 - Kamera ve iChat yok :(

Ana mottosu “kanepenizde herşeyi yapın” olan bir cihazda neden iChat ve kamera olmaz anlamıyorum. iPad ile kanepenizde internete girerken sevdiklerinize sadece mail gönderebileceksiniz. Gerçi E-buddy, skype gibi iPhone uygulamalarini kullanabilirsiniz ama yine de insanın gözü bir video kamera arıyor.

6 - iWorks ile Keynote, Pages, Numbers :)

Bak işte en tuttuğum hareket bu oldu. Zira iPhone’da ekran çözünürlüğü itibariyle sunum hazirlamak, excel dökumanlarıyla rapor oluşturmak gibi ofis işlerini yapmak pek mümkün değildi. iPad üzerindeki bu iWorks atılımı buna iyi bir nefes getirebilir bence. Hatta sırf sunumları elden yapmak için bile iPad alınabilir diyorum.

7 - USB girişi mi o da ne? :(

Apple her yeni çıkardığı ürünle daha yeni standartlar oluşturma çabasında ya hep. Ondan olsa gerek, iPad’e kablolu bağlanmanın tek yolu -iPod familyası ile hayatımıza giren- dock connector girişi. Biraz paraya kıyarsanız fotoğraf makinanızın/kameranızın SD veya CF kartlarını bağlama aparatı satın alabilirsiniz. Ne de olsa bu aparatlar çok ucuz, çakmak cebine sığabiliyorlar :P

8 - WiFi, 3G, Edge, Bluetooth :)

iPad kablosuz veri iletişimi için iPhone’un sunduğu herşeyi sunmuş. Sadece 3G, Edge gibi GSM tabanlı veri iletişim yöntemleri için 3G destekli olan modeli satın almak ve MicroSIM kart monte etmek gerekiyor. Türkiye’de ki GSM operatörlerinin acil olarak MicroSIM kartları ve bunlarla birlikte yeni 3G paketlerini fahiş fiyattan piyasaya sürmesi bekleniyor.

9 - Tek kanal dahili hoparlörler :(

Şimdi, cihazın üzerinde dahili hoparlör olması iyi. -Gerçi iPhone’da da var- Ama hala tek kanal mono hoparlör olması biraz saçma geliyor bana. 9.7 inch ekranda (widescreen değil) film izlerken en azından stereo ses alabilmek fena olmaz mıydı?

10 - Led-backlit, IPS Ekran :)

Açıkçası LED ekran güzel bişi, üstelik 178° görüş açısı veriyormuş, o da pek lezzetli bir durum. En azından birşeylerin rengini yanlış görmenize engel olur, bu da biz tasarımcıların işine gelir. Bir de otobüste metro’da olur da ipad kullanırsanız yanınızda oturan adamın canı sıkılmaz.

11 - Multitouch Deneyimi :)

Şimdi yiğidi öldürüyorsak hakkını yemeyelim. Zira iPhone hala en iyi touch screen performansına sahip cihaz. iPad ise aynı deneyimi daha büyük bir ekranda sunuyor olmasıyla kayda değer bir noktada.

12 - Oha..! 10 saat pil ömrü :)


Bu devirde 10 saat kullanabileceğiniz bir cihaz bulmak mümkün değil. Eğer gerçekse helal olsun.

13 - Fiyat / Performans :)

Açıkçası iPad fiyatı ile beni epey şaşırttı. Zira 499 dolar’dan başlayan fiyat skalasında bu cihaza sahip olmak ucuz sayılabilir. Üstelik iPhone gibi GSM operatörüyle kontrat imzalamak zorunda kalmadan. Ancak Türkiye’de durum ne olur bilinmez. Siz iyisi mi fiyati euro’ya çevirip üstüne bir de kdv ekleyin. Türkiye fiyatını tahmin edebilirsiniz. Ya da GSM operatörünüzle aranızı iyi tutun bakarsınız hediye ediverir.

Kimler kullanabilir ?

İyi, kötü o kadar özellik saydım. Olumsuz yönleri ağır basıp, beklentileri karşılayamamış olsa da bence mat ekranlı eski iMac’ler gibi iPad’in de spesifik bir talepkar kitlesi olacak elbet. Peki kimler olabilir, siz potansiyel bir iPad kullanıcısı mısınız bir bakalım. :)

- Evinizde koltuğunuzda internet keyfi ariyorsaniz hala en iyisi dizüstü bilgisayarınızdır vazgeçmeyin derim.

- Fotoğrafçıyım açık havada çektiğim fotoğrafları anında görmek isterim derseniz, CF aparatini da alin. iPad cihaz çok işinize yarayacaktir.

- Ben sosyal medya insanıyım, heryerden internete girer, blog yazar, twitter, facebook, friendfeed cirit atarım diyenlerdenseniz, iPhone hala bu işi en iyi yapandır vazgeçmeyin derim.

- Reklamcıyım, sıkıcı powerpointlere -projeksiyon sunumlarına- sağlam bir alternatif arıyorum derseniz. Tam biçilmiş kaftan, alın bir tane iPad, sunumlarınıza müşterinizin dokunmasına izin verin.

- Ben çok kitap okurum diyorsanız, o esfanevi matbaa kokusunu yayabilen modelleri çıkana kadar bekleyin. Kağıt kokmayan kitap kitap değildir. (E-kitap’ın doğa dostu olduğunu düşünüyorsanız düşünmeyin verin siparişi)

- Müzikle uğraşıyorsanız, iPhone üzerinde zaten işinizi gören onlarca profesyonel uygulama var. Aynıları iPad’de de var.

Peki ben alacak mıyım?

Sanırım en iyisi biraz daha beklemek, zira alışıla gelmiş apple stratejisi şunu söyler;

Biraz daha bekleyin yakında daha iyisini yapacağız.

*1

Google, Nexus One için süper eğlenceli bir unboxing videosu çekmiş. Pek de şeker olmuş.. işte viral budur :))

*3
Ne desem bilemedim. Matrix, Ghost in the shell, i-robot v.s. kurgularının hepsi tam olarak bu yola çıkıyor. Bir gün robotlar gelecek, akıllanacak, ağzımıza sıçacak.
Ben olsam kaçardım.
(via luci)

Ne desem bilemedim. Matrix, Ghost in the shell, i-robot v.s. kurgularının hepsi tam olarak bu yola çıkıyor. Bir gün robotlar gelecek, akıllanacak, ağzımıza sıçacak.

Ben olsam kaçardım.

(via luci)

Kendimi bildim bileli uyku ile aramın nasıl olduğunu kestiremedim bir türlü.. gece uykuya dalmakta zorlandığım kadar sabah uyanmakta da büyük acılar çekiyorum. Acı diyorum çünkü -abartmıyorum- telefonumda beni uyandırmaya programlı 10 farklı zaman dilimi var. Bunun üstüne çoğu zaman çalar saat, müzik seti v.b. yardımcı uyandırma sistemleri de ekleniyor.

İşte kendine MESAI adını veren koreli tayfanın yaptığı kısa animasyon filmi de tam olarak benim her sabahımı anlatıyor.

Not : plastik mermili tabanca ile saati vurma fikri çok güzel..

Short Animation -ALARM- HD720 (via TEAMMESAI)

Hatırlayanlar olacaktır, amerikalı animasyon sanatçısı Nina Paley’in son animasyon filmi “Sita Sings The Blues” bu yıl Istanbul Film Festivali kapsamında gösterilmişti. 82 dakikalık bu müzikal, belgesel, animasyon filmi Hindistan’ın Ramayana destanını konu alıyor.. Animasyonun tam sürümünü “hemde HD kalitesinde” filmin kendi sitesinden ücretsiz olarak indirmek mümkün. Tadını çıkarın efenim..

*2
Güzel bir ajansta microsoft painter olarak işe başlamak istiyorum.
(via luci)

Güzel bir ajansta microsoft painter olarak işe başlamak istiyorum.

(via luci)

*1

Zamanın eskitemediği bilim kurgu filmi? on Vimeo (via Vimeo)

Star Wars diyor herkes, ama ben Back to the Future seviyorum arkadaş :)

*1
PİŞTİ- iPhone & iPod Touch Game App 
User Interface & Experience Design

Click for details on Behance

PİŞTİ- iPhone & iPod Touch Game App

User Interface & Experience Design

Click for details on Behance

*3
 
 

Turkcell Pusula - iPhone App
User Interface & Experience Design
I have designed for gps & compass navigation app. for TURKCELL*. This application is first augmented reality app. in Turkey **.
*Turkcell is the biggest gsm operator in Turkey.** Augmented Reality is supported only in iPhone 3GS
Click for details on Behance

Turkcell Pusula - iPhone App

User Interface & Experience Design

I have designed for gps & compass navigation app. for TURKCELL*. 
This application is first augmented reality app. in Turkey **.

*Turkcell is the biggest gsm operator in Turkey.
** Augmented Reality is supported only in iPhone 3GS

Click for details on Behance

Istanbul'da Bul Tips from Mavi & Friends

Mavi Jeans 89 kişiye istanbul’da keyif aldıkları mekanları listeletip, itina ile seçilmiş bir kent rehberi hazırlamış. Geçen gün bloglarından yaptıkları bir yarışma ile de bu kitabı hediye ediyorlardı. Genelde bu tip konularda hiç şansım yoktur ama merak edip ben de şansımı denemek istedim. Bu sabah ofise geldiğimde ise masamda hoş bir süprizle karşılaştım.

Kitap, bir tasarımcının kitaplığında bulunmak isteyeceği kadar güzel tasarlanmış. Sert karton kapak, kot bezi ile ciltlenmiş. Dolayısı ile Mavi konsepti ilk bakışta dikkati çekiyor.

İçerik olarak ise beni ne yazık ki pek tatmin etmedi. Zira %50 Ürün Katalogu, %50 Kent rehberi içeriğine sahip. Mavi modellerinin yer aldığı İstanbul fotoğraflarını ise Okan Bayülgen’in objektifinden görüyoruz.

Kitabın kent rehberi bölümü ise 25 sayfadan oluşuyor ve ne yazik ki kitabın iddia ettiği detay ve kaliteyi yansıtamıyor, kitap yazarlarının sağladığı içerik gelişi güzel bir şekilde yerleştirilmiş, ve sayfalar arasında içeriği ayrıştıran bir yapı tercih edilmemiş. Dolayısı ile bir kaç sonra sayfaların arasında kaybolup gidiyorsunuz.

Son yaprak da ise hoş bir fikir bizi bekliyor. Bir dilek tut, pencereden uçur slogani ile modern bir okyanusa birakilan şişedeki not uyarlaması yapılmış. Bu fikri sevdim :)

Kitap şu anda M@vistore’da 30TL’den satışa sunulmuş.

Sonuç olarak, bu tip özel olarak tasarlanmış kitaplara meraklıysanız kütüphaneye bir tane ekleyin derim. Ancak “paramın hakkını isterim” diyenlerdenseniz, bu kitabı ücretsiz elde etmenin bir yolunu bulmak daha mantıklı gibi. :)